Italianassimo – İtalyan dilinin en eğlenceli yanı – abartmalar (il superlativo)

İtalyanca dünyanın en müzikal dillerinden biri. Hiç İtalyanca bilmiyorsanız sohbet eden İtalyanları izleyip eğlenebilirsiniz. Hem ağızlarıyla hem de elleriyle konuşan bu topluluk aslında konuştukları dilden dolayı neşeli görünüyorlar. İtalyancada kelimeler hep sesli harfle bitiyor. Soru cümlesi yok. Bunu vurgularla anlatıyorsunuz. Bu nedenle sürekli inişli çıkışlı konuşmanız gerekiyor. Bir de benim bu dilde en sevdiğim ve İtalyanların en çok kullandıkları abartmalardan bahsedeceğim. Tabii abartının tersi küçültmeleri de bir o kadar kullanıyorlar. Bir dahaki sefere onları dikkatli dinleyin. Sürekli –issimmo, -issimma, -issimmi seslerini siz de fark edeceksiniz. En çok kullandıkları sanırım bellissimo/a (çok iyi, güzel anlamında). Ama söylerken de vurgu güçlü olacak. Beni tanıyanlar bilir, abartılı konuşmayı çok severim. Sanırım bu sebeple bu dilde en çok bu yanı seviyorum. Bu yazının başlığı da Italianissimo yani çok çok italyan gibi düşünebilirsiniz. Okuduğum kitap abartma ve küçültme yaparak bir kelimeden kaç farklı kelime türetilir örneğini vermiş. Ben de sizinle bunu paylaşacağım. Size bir İtalyan nasılsın diye sorarsa siz de “sto benissimo” (sıto benissimo) diyin, tamam mı?
Kelimemiz casa, ev demek
Casa (kasa):ev
Casina(kasina): küçük ev
Casetta(kasetta): terk edilmiş ev
Casaccia (kasaçça): kocaman ve görgüsüzce çirkin ev
Casona (kasona): kocaman ve çirkin ev
Casotto (kasotto): müştemilat
Casottino (kasottino): küçük müştemilat
Casale (kasale): çiftlik evi
Casamento (kasamento): kiralık ev
Casello (kasello): aletlerin konduğu yer
Casella (kasella): posta kutusu
Advertisements

Kendi kendine italyanca öğrenmek isteyenlere kitap tavsiyesi

Kendin çok öğrendin de bize kitap mı tavsiye ediyorsun dediğinizi duymamış olayım! Öğrenmek için elimden geleni yapıyorum. Dante Beatrice’yi ölümsüzleştireceğim diye çoşmuş da coşmuş. Bir dil nasıl bu kadar zorlaştırılır, inanamıyorum. Suç bende değil, onda hıh!

Herkes için yapısal yolla italyanca Prof Dr Asım Tanış – İnkilap: bu kitap Türklerin düşünce mantığına göre anlatıyor. Asım Hoca’nın kitabı çoğu Türkçede almayan zamanları çok net açıklıyor.

İtalyan Düşünce Sistemiyle İtalyanca Öğrenimi Tekin Gültekin – Alfa: İtalya’da benim başvurduğum kaynak bu. Anlatımı bana daha rahat geliyor. Özellikle fiil çekimleri çalışmak için çok yararlı buluyorum

İtalyanca-Türkçe Sözlük Maalesef çok fazla seçeneğimiz yok. Ben Fono’nun sözlüğünü kullanıyorum. Oxford yayınlarının İngilizce-italyanca sözlüğü de çok başarılı. Artık akıllı telefonlar var. Burada en çok tavsiye edeceğim Word Reference Burada kelimenin bir çok kullanımı da veriliyor. Asla ama asla google translate kullanmayın. Eğer İngilizce bilmiyorsanız Türkçeden İngilizceye çevirin. Oradan İtalyancaya geçin.

Verbi Italiani İtalyan fiileri kitabı: Bunu Türkiye’de satan kitapevi görmedim. İtalya’dan sipariş edebilirsiniz. Kesinlikle sahip olmanız gerekiyor. İtalyanca’da fiillerin yarısı kuralsız. Bu kitapta hangi fiil nasıl çekilir çok net anlatıyor.

Italian Flashcards Son olarak özellikle kelime öğreniminde başarılı bulduğum bir siteyi tavsiye ediyorum. Kaydoluyorsunuz ve her gün emailinize bir cümle yolluyorlar. Hafife almayın, bayağı kelime öğreniyorsunuz.

Haydi Allah zihin açıklığı versin. Anlamadığınız olursa sorun. Ne yapar ne eder cevaplarım

Italianissimo – Bölüm II: Tasarım

İtalyan tasarımı diyince benim aklıma ilk Alessi markası geliyor. Şöyle komik bir anımı anlatayım. İtalya’ya ilk defa sanırım 2002 yılında geldim. O ana kadar tasarım ile ilgili hangi kitaba elimi atsam Alessi meyve sıkacağını görüp yalanırdım. Geldiğimde baktım, limon sıkacağı sadece 50 eurcuk ve hemen aldım. O günden beri ailemin dilinden kurtulamam. Bizim kız bir limon sıkacağına 50 eur verdi, tabii evde kalır, hangi adam alır ki onu J ben tasarıma para verdim, limon sıkacağına değil! Hem gerçekten çok rahat limon, portakal sıkılıyor ama neyse … Moda, mimari ve otomobil tasarımda İtalyanlar çok başarılılar. Giorgio Armani, Roberto Cavalli, Prada, Gucci … say say bitmez. Burada benim çok sevdiğim İtalyan tasarımlarından bahsedeceğim.
Alessi meyve sıkacağı
Moka: Espressoyu ocakta yapan alet, yani İtalyan kahvesi için cezve diyebiliriz. Nasıl bizim cezvenin elektriklileri varsa bunun da var. Elinize moka geçerse şöyle kahve yapıyorsunuz; alttaki hazneye (A)  işaretli yere kadar su koyun. Üstündeki süzgece (B) moka için çekilmiş kahveyi koyu kaşığın tersi ile bastırıp sıkıştırın. Üstteki hazneyi (C) kapatıp ocağa koyun. Su kaynarken çıkan buhar kahveden geçip üst haznede kahve olarak tekrar sıvılaşıyor. Afiyet olsun … 
Mokanın iç görünümü
Bialetti marka moka
Mezzaluna: Yarım ay demek ve ince ince doğramak için kullanılıyor. Söylemesi ayıptır tasarım bir mezzalunam da var ama bu hediye geldi. Mezzaluna için ortası hafif çukur mutfak tahtası lazım. İkea’da set olarak gayet ucuza satılıyor.
Vespa: İtalya akla gelince ortalıkta vızır vızır gezen Vespaları düşünmeyeniniz yoktur. Vespa eşek arısı demek, çıkardığı sesten dolayı bu isim konulmuş ve de çok yakışmış. Benim en sevdiğim kırmızı 1985 model Vespa PK 50. Diğer modelleri nereden biliyorsun diye soracak olursanız evimde Vespa posteri asılı, bütün modeller var. 
1985 model Vespa PK 50
Fiat 500: Dünya şirini bir otomobil. Floransa’da (tüm İtalya’da da vardır kesin) Fiat 500 Kulubu var ve arada sırada Pazar günleri her beraber şehri turluyorlar. Yeni modeli de eski modelleri de hala kullanımda. Bunda da favorim eski modeller ve tabii kırmızı renk!
1972 model Fiat 500
Venedik Gondolu: Venedik kanallarındaki kullanım aracı. Günümüzde genellikle turistik amaçla kullanılıyor. Hepsi el yapımı ve kanunen siyah olmak zorundalar. Gondolcular Venedik’in en çok kazanan kişileri. Her önüne gelen gondolcu olamıyor. Sıkı bir eğitimden ve sınavlardan geçiyorsunuz. Venedik tarihini, yabancı dili ve gondol kullanımı çok iyi olması gerekiyor. Ağustos 2010’da Giorgia Boscolo Venedik’in ilk kadın gondolcusu oldu.  
Giorgia Boscolo

Neden saclarina ak dusmus arkadas? … Bir 34 yas yazisi …

Gecen sene yazdigin eglenceli 33 mumlu pasta yerine 4 mevsim pizza yazimdan sonra bu sene de 34 yas yazisi yazmak istedim. Neden? Cunku insan kendini hissettigi yastadir, iste ben de kendimi tam 34 hissediyorum. Nasil mi hissediyorum, soyle … O elmaslar icin Afrika’da bir suru masum insan oluyor diye takmayi reddettigim, takanlari elestirdigim pirlanta kupeleri, yuzukleri,kolyeleri kuyumcu vitrininde gorunce gozlerim parliyor, salgalarim akiyor, bildiginiz vitrine yapisiyorum. Hayvanlari kurkleri icin oldurmek canilik diyip diyip kendimi 2. el magazalarda vizon paltolari oksarken buluyorum. Aliyor muyum, asla! Ama artik kendime bu tur luks urunleri sevdigimi rahatlikla itiraf ettigim ve bundan utanmadigim yasta hissediyorum. Ornegin eskiden botox yaptiranlara hiimm olmamis gozuyle bakarken once gizli gizli, sonra aleni bir sekilde nerede, kim daha basarili botox yapiyor diye arastirmaya basladigim yastayim. Bunda utanilacak sikilacak bir sey de hissetmedigim yastayim. Ben annemlerin zamanindaki 34 yasindaki kadinlar gibi degilim, daha genc ruhluyum diye kendimi kandirmaya calistigim ama aci gercegi de hic bir zaman unutmadigim yasta hissediyorum. Boyle uzayip gidiyor iste hissettiklerim ama sakin mutsuz oldugumu dusunmeyin. Hayatimin en huzurlu, mutlu donemini yasiyorum ve cok sansli oldugumun farkindayim. Sanirim bu sefer cok uzun bir yazi yazmaya gerek yok. Yaslanmak ayip bir sey degil. Bilakis sevdikleriniz ile birlikte cok eglenceli bir sey. Hatta bize asilanan butun mutsuzluklara ragmen cok eglenceli. Gecen sen defterime yasamaya dair siirini yazmisim ki ben siirden hic hoslanmam. Bu sefer sizle paylasayim istedim. Siz de okuyun ve her seyin kiymetini bilin. 

YASAMAK SAKAYA GELMEZ,
BÜYÜK BİR CİDDİYETLE YASAYACAKSIN
BİR SİNCAP GİBİ MESELA,
YANI, YASAMIN DIŞINDA VE ÖTESİNDE HİÇBİR ŞEY BEKLEMEDEN
YANI, BÜTÜN İŞİN GÜCÜN YASAMAK OLACAK.

YAŞAMAYI CİDDİYE ALACAKSIN,
YANI, O DERECEDE, ÖYLESİNE Kİ,
MESELA, KOLLARIN BAĞLI ARKADAN, SIRTIN DUVARDA,
YAHUT, KOCAMAN GÖZLÜKLERİN,
BEYAZ GÖMLEĞİNLE BİR LABORATUARDA
İNSANLAR İÇİN ÖLEBİLECEKSİN,
HEM DE YÜZÜNÜ BİLE GÖRMEDİĞİN İNSANLAR İÇİN,
HEM DE HİÇ KİMSE SENİ BUNA ZORLAMAMIŞKEN,
HEM DE EN GÜZEL,
EN GERÇEK ŞEYİN YASAMAK OLDUĞUNU BİLDİĞİN HALDE.

YANI, ÖYLESİNE CİDDİYE ALACAKSIN Kİ YASAMAYI,
YETMİŞİNDE BİLE, MESELA, ZEYTİN DİKECEKSİN,
HEM DE ÖYLE ÇOCUKLARA FALAN KALIR DİYE DEĞİL,
ÖLMEKTEN KORKTUĞUN HALDE ÖLÜME İNANMADIĞIN İÇİN,
YASAMAK, YANİ AĞIR BASTIĞINDAN.

NAZIM HIKMET

VIII Floransa Bienali (3-11 Aralik 2011)

Bu mutevazi blogum sayesinde tanistigim sevgili Aydin Arkun (http://www.aydinarkun.com.tr/) sayesinde bu sene  Floransa’da Bienal oldugundan haberim oldu. Uye oldugum sosyal sayfalarda surekli ilani cikiyor ama bir de ben yazayim istedim. Bienale katilim sarti ya daha once bir bienale katilmis olacaksiniz veya Uluslararasi Bilim Komitesi tarafindan taninmis bir artist olacaksiniz. Bu yilki 8. Floransa Bienali 3-11 Aralik tarihleri arasinda ve 70 ulkeden 600 sanatci katiliyor. Yaklasik 60 kadar Turk Sanatci olacak. Bu seneki katilimcilardan biri de siradisi tasarimci Agatha Ruiz de La Prada. Diger etkinliklere bu sayfadan bakabilirsiniz. Bienale gittikten sonra fotograflari eklerim. 


http://www.florencebiennale.org

Italianissimo – Bölüm I: Yeme İçme (Devam)

5- Makarna (La Pasta): Her gün yesem yine yerim, yine canım çeker. Dünyanın en basit ve en lezzetli yemeği makarna bence. Haşla, üstüne azıcık zeytinyağı ve peynir rendesi, hooop afiyetle mideye indir. Sırf makarna-pizza yapayım diye stand mixer aldım. Hepinizi taze taze makarna yemeye beklerim. İtalyan yeme içme kültüründe makarna primo piatto, yani ana yemekten önce yenen bir yemek. Benim için ana yemek. Açıkçası İtalyanlar gibi üstüne bir de et yiyemiyorum. Aşağıdaki fotoğrafda bütün makarna çeşitlerini görebilirsiniz. İtalya’da her bölgenin kendine özgü makarna çeşidi var. Mesela Toscana bölgesinin spagettisinin adı Pici. Neredeyse hepsi durum buğdayından yapılıyor ve bu sebepten dolayı çok doyurucu ve lezzetliler..  Aklınızda bulunsun, 25 Ekim Dünya Makarna Günüdür.
6- Pizza: İtalyan mutfağının en sevdiğim yanı basit ve çok lezzetli olması. Pizza aslında fakir balıkçıların yemeğiymiş. Romalıların “picea” adını verdikleri sadece hamur ve zeytinyağıdan yaptıkları basit bir foccacia( İtalyan ekmeği) türüymüş. 1600lü yılların sonda domates hayatlarına girince dünyanın en lezzetli yemeklerinden biri bulunmuş oluyor. 1889 yılında Kraliçe Margherita bu bölgeye ziyarete gelince şef Raffaele Esposito kraliçenin şerefine domates, mozzarella ve fesleğenden oluşan ve yeni İtalyan bayrağını temsil eden pizzayı yapıyor. O günden sonra buna pizza margherita deniyor. Benim favori pizzam da bu. Öyle karmakarışık malzeme dolu pizzaları sevmiyorum. Dünyada pizzanın lezzetli yapıldığı yer Napoli. Şaraplarda DOCG tanımlamasını pizzada Napoli pizzaları için söyleyebiliriz.
7- Gnocchi : İtalyancada en zor telaffuz ettiğim kelimelerin başında gelir ve nasıl Türkçeye çevireceğimi bilmiyorum. Patates ununa su katın, oluyor J Alice’de izlemiştim. Aslında bu da fakir yemeği. Buğday yetiştirecek kadar para olmadığı dönemde tarlalara patates ekmişler ve unu un haline getirip ondan hamur elde etmişler. Bu da makarna gibi primo piatto olarak yeniyor. Benim tavsiye ya 4 peynirli sosla ya da pesto sosla yiyin. Afiyet olsun …
4 peynir soslu gnocci
8- Zeytinyağı: İtalyanlar neden uzun ve sağlıklı yaşıyorlar? Çünkü her gün 1 çay bardağı kadar kaliteli  zeytinyağı tüketiyorlar. Kalbimizin dostu zeytinyağ. Ben ekmeği kızartıp üstüne sızma zeytinyağını döküp peynirle bir güzel yiyorum. Bu menüden de hiç bıkmam. Siz de margarini bırakıp zeytinyağına geçin. Sadece kalbe değil cildinize de sürün, saçınıza da sürün. Masaj için en faydalı yağ zeytinyağıdır mesela. Ama pahalı olduğundan tercih edilmez. 
9- Şarap: Şarabı yazsam mı bilemedim çünkü bence Fransızlar çok daha başarılılar. Ama en azından şirin mi şirin Chianti şarabını yazayım. Kırmızı beyaz kareli masa örtüsü ve üzerinde sepet içinde Chianti ev yapımı şarap. Toscana bölgesi Chianti şarapları dünyaca meşhur ama devlet sahteciliği önlemek için bütün bölgeyi kontrol altında tutuyor. İtalya’da trattoriada yemek yediğinizde mutlaka ev şarabı için. Neredeyse her yerde çok lezzetlidir. Bir de Türkiye’de çok bulunmayan bir şey. Gelmişken yerel lezzetleri tadın derim. 
sepetinde chianti şarabı

Italianissimo – Bölüm I: Yeme İçme

İtalya’da yaşayarak az çok İtalyanlar hakkında bilgi sahibi oldum. İtalyanları bir italyanın kaleminden öğrenmek için Luigi Barzani’nin “The Italians” kitabını okumamı tavsiye ettiler. Onu aldım ama daha okumadım açıkçası. Benim favorim bu kitap, Italianissimo. Yazarlar Toscana’da yıllardır yaşayan bir Amerikalı, Lise Apatoff ve İtalyan Louise Fili. Kitabın başında İtalya’da her şey daha lezzetli, kulağa daha hoş gelir ve daha güzel durur diye yazmışlar. İtalyanların en iyi yaptığı 40 şeyi maddelemişler ama beaperativo, n içlerinden benim en çok beğendiğim, daha doğrusu sevdiklerimi sizinle paylaşacağım.

1- Aperativo: Neredeyse her yazımda bir aperativo geçer. Neden? Çünkü çok seviyorum. Bence italyanın sosyal yaşamının en güzel örneği bu. İşçi, avukat, işsiz, öğrenci, ev kadını vs. hepsi bir barın önünde toplanıp ellerinde kadeh, minik tabaklara atıştırmalık doldurup çene çalıyorlar. Yemekten önce iştah açmak için içilen içki gibi açıklanıyor. Maalesef kilo almamın baş sebebi olsa da bana gelen her misafirimi aperativoya götürüyorum. Keşke Türkiye’de de bunu başarabilsek ama o bedava açık büfeyi görünce bizim millet ne rekor denemeleri yapmaya kalkışır, düşünmek istemiyorum. Mutlaka Aperol Spritz deneyin. Genellikle aperativo saat 19:00’da başlar ve 22:00 gibi biter.
http://www.travelettes.net

2 – Kahve: Bir kahveyi aynı makinadan kaç farklı şekilde elde edebilirsiniz? Espresso, cappuccino, macchiato, corretto, lungo, doppio stretto, americano … Aman dikkat, sakın ama sakın nescafe istemeyin. Bu istek İtalyanlarda alerji yapıyor. İtalyada İtalyan olun ve espresso için. İtalyanın hangi şehrinde olursam olayım sabahları yolda yürürken geçtiğim bütün barlardan mis gibi kahve kokusu yayılır. Bir de çıngır çıngır fincan-kaşık sesi. Bu ülkede en sevdim özelliklerden biri de bu. İki işin arasında mutlaka bir kahvede durulur ve hüüüp, espresso mideye indirilir. Bu arada benim favori kahve markam Illy.
http://www.kareyhelms.com/2010/07/a-perfect-pour-by-plaid

Ekim 2009 Torino – Çağlar ve ben ve bacio-fior di latte
3 – Dondurma (Il Gelato): Saat 5 çay vakti’nin İtalyan versiyonu dondurma saati. Saat 5’de sokağa  çıkın, herkesin elinde dondurma var. Dondurmayı anlatmaya gerek yok. İtalya’da benim favorim Grom. Gittiğiniz şehirde mutlaka Grom var mı diye sorun ve bacio ve fior di latte yiyin. Yeri gelmişken dondurmanın tarihini yazayım. İnternette araştırdım. Dondurmanın tarihi, M.Ö. 4. yüzyıla dayanır. Boğazına düşkünlüğü ile tanınan Roma imparatoru Neron, gladyatör dövüşlerini seyrederken, kendisine lezzetli yiyecekler sunan çeşni başlarını ödüllendirirmiş. Çeşni başlarından biri, bir gün dağın zirvesinden topladığı karları bir kaba doldurmuş, üzerine bal ve çeşitli meyve parçaları dökerek, imparatora sunmuş. Neron, o güne kadar hiç tatmadığı bu yiyeceği çok sevmiş. Ertesi gün de köle ordusunu kar toplamaya göndermiş. Karın üzerine bal ve ezilmiş meyve döktürerek, tarihin ilk dondurmasını hazırlatmış. Dondurmanın tarih içinde tüm dünyaya yayılması da şöyledir:
13. yüzyılda Marco Polo Çinlilerin buz ve süt karışımını öğrenerek bu metodu Avrupa’ya götürmüştür. Zaman içinde buzlu tarifler ortaya çıkmış Fransız ve İtalyan restoranlarında çok ünlenmiştir.1676 senesinde Paris’te 250’ye yakın dondurmacı olduğu bilinir. 1851’de Jacob Fussel, ABD’de dondurma yapıp satmaya başlamıştır.Değişik maddelerle hazırlanan dondurmanın İtalyanlara özel ‘Semi-Freddo’ adında bir çeşidi vardır. Dondurma yapılırken karışım dondurulmadan önce içine kremalı bir bisküvi katılarak bu ünlü dondurma hazırlanır.

4- Balsamik Sirke (Aceto Balsamico): Gerçek balsamik sirke Emilia-Romagna bölgesindeki Modena şehrininkiymiş. Diğerlerinin hepsi çakmaymış (şaka şaka, bunlarda lezzetli ama gerçeği Modena’dan gelen). Bu nedenle ben marketten alırken hep Aceto Balsamico di Modena yazanlardan alıyorum.