Taaa 2012’de, sosyal medya dutlukken San Giovanni Gecesi ve Floransa’nın Hıdırellezi‘ni yazmışım. Ama dün fark ettim ki çok eksik anlatmışım. Allahtan Simge (Bingeli) gibi dostlarım var da bana hikayeyi uzun uzun anlattılar ve bana da yayınlamak düştü. Yazı için Simge’ye çok teşekkür ederim 🙂

Önce tarif, sonra hikaye…
Şimdiii… Nocino için henüz taze ve yeşil cevizleri dörde bölüp alkole yatırıyoruz, bu sırada limon kabuğu, tarçın, karanfil, muskat, hatta tane kahve koyup aromasını arttırabiliriz. Tamamiyle rengini verdiğinde süzüp su ve şekeri kaynatıp, soğutup alkole ekliyoruz. Biraz daha bekleyip içiyoruz. Bu İtalya’daki nocino yapım adımları. Türkiye’de ise aynı dönemde ham toplanan cevizler parçalanıp, şekerle birlikte kavanozlara konup, güneşte birkaç gün bekletiliyor, süzülüp vodka eklenip tadının oturması bekleniyor… Ben bu likör işine merak sardıktan sonra farkettiğim fark bu oldu. İtalya’da meyveler veya yemişler alkolde bekletilip, sonra derecesi düşsün diye su-şeker (şerbet) ekleniyor, Türkiye’de ise meyve şekerle güneşte çürütülüp, sonra zaten içmeye hazır bir alkolle karıştırılıyor. Daha hafif, daha şekerli, daha yumuşak, tam Türk kahvesi yanına eşlikçi oluyor. İtalya’da yemek sonunda kahve ve hazmı kolaylaştırıcı digestive olarak içiliyor. O yüzden biraz daha sert oluyor, hatta ismi ammazza caffé dir. Kahve öldüren demek, yemek sonrası içilen kahveyi öldürmek için içilir . Bu tabir bana çok da sempatik gelir .

Ben dün 3 dev kavanoz nocino ve ceviz likörü hazırlamaya başladım. Likörü hem vodka hem de koyu rom ile farklı farklı deneyeceğim bu sene…. Nocino ise iki ayrı şekilde, biri beyaz şarapla alkol düşüreceğim diğeri normal şerbetle. [Zehra’nın notu; her ikisini de deneyip size bilgi vereceğim :)]


Nocino’nun hikayesine geçersek … Nocino İtalya’nın orta-güney doğusunda bulunan Abruzzo bölgesinin tipik likörüdür. Bu likör için cevizler 23 Haziran gecesi (San Giovanni – Vaftizci Yahya’ya ithaf edilen 24 Haziran gününe bağlanan gece) dağlık yerlerden toplanır. Böylelikle kutsalla dünyevilik, azizlerle cadılar birleşir. Gelenek, cevizlerin San Giovanni gecesinde çıplak ayaklı kadınlar tarafından ağaçlardan toplanmasıdır. Özellikle bu gece hem ezoterik hem dini sembollerle dolu olmasının dışında yılın en kısa gecesidir. Yani ışığın karanlık karşısındaki üstünlüğünü simgeler. Bizdeki hıdrellez gibi ateş üzerinden atlanıp, kırsalda gün doğumu noktasını işaret eden fenerler yakılıp dizilir, saman balyaları tepelerin eğimlerine yerleştirilir. Hatta bu gece, yarısı su dolu şişenin içine koyulan yumurta beyazının sabaha oluşturduğu kütle geleceği okuyan falcılar için harita oluşturmuş. Evlenme, çocuk yapma, iş ve genel olarak yaşam konularında dikkate alınırmış. 23’ünü 24’e bağlayan gece ritüellerin ve sırların bol olduğu bir gece çünkü Hristiyanlık bu geceyi Vaftizci Yahya’nın doğumuna ithaf ediyor, Hz. İsa’nın doğumundan (24 Aralık) tamı tamına 6 ay önce! Cevizler bu gece çiğ düşmeden toplanır, bu arada güneşin tüm ısısını içlerinde toplamışlardır. Bunlar kırılıp/ parçalanıp alkole yatırılır ve 31 Ekim’e (Ölüler Bayramı Gecesi, İtalyancası Ognissanti) kadar çürütülür. Bu arada 31 Ekim meyve ve tohum tanrıçası Pomona’ya ithaf edilmiştir. Yani bu ritüelleri izleyerek yapılan nocino kadar büyülü, sembolik bir içecek yoktur bence. Bütün yaz boyunca gündüz güneşe çıkarıp gece eve sokulması gerektiği söylenir. Zaman dolduğunda alkol koyu kahverengi olmuştur ve bu noktada alkol oranı düşürülmelidir. Su ve şeker ile.. Ama İtalya’nın bazı bölgelerinde beyaz şarap kullanılır ve alkol derecesi nispeten yüksek kalır. Şişelendikten sonra ise İsa’nın doğumunun kutlandığı Noel’e kadar dinlendirip, Noel yemeğinde aile içinde ilk tadım yapılır. Ben cevizleri alkolden süzdükten sonra beyaz şarapta birkaç ay bekletiyorum. Bir kısmını yani, böylelikle benim nocino’mun olması 1 yılı buluyor. Hatta dolabımda üzeri etiketli, 6-7 yıllık likörler mevcut. Bir de kahve likörüm var, ki başka post konusu olsun. [Zehra’nın notu; evet, mutlaka olsun].

Daha da cadılık hikayesi isterim diyenler için devam ediyoruz. San Giovanni Hz İsa’nın kuzenidir ve onun mesih olduğunu söyleyen son kişidir. Bu da o dönemki düzeni bozduğu için Erode tarafından hapse atılmasına sebep olur. Erode’nin Salomé adında çok güzel bir kızı vardır. Harika dans eden, çok çekici, alımlı bir kızdır ve babası ve arkadaşları için sık sık dans eder. Yine bir gösteri sonunda babası kızına hediye olarak ne istediğini sorar, annesinin de etkisinde kalan Salomé, Giovanni’nin kafasını bir tepside istediğini söyler (bkz. Caravaggio’nun muhteşem tablosunda resmedildiği gibi) ve isteği gerçekleştirilir. Salomé ve cadılar… Ortaçağda Salomé cadıları sembolize eden muhteşem bi örnekti; güzel, becerikli, çekici, akıllı… O kadar ki Salomé ve annesinin, Giovanni’nin kafası kesildikten sonra cadıya dönüştüğüne inanılmış. Özellikte San Giovanni gecesinde ruhlarının erkeklere rahatsızlık vermek için etrafta dolaştığı söylenirmiş. Benevento diye bir şehirde Longbardlar döneminden kalan çok büyük ve yaşlı bir ceviz ağacının etrafında pagan ritüellerin, dansların yapıldığı söylenir. Yine bu danslar sırasında erkekleri baştan çıkarmak için taze ceviz yaprakları ve başka aromatik otlarla tütsüler hazırlanırmış.
Benim yaşadığım şehir Floransa. Bizim şehrin de Patrono’su (koruyucu azizi ) San Giovanni. 23 Haziran’da gece bi kase suyun içine kokulu otlar konup sabah bununla yüz yıkanır. Güzellik, sağlık, bereket getireceğine inanılır. Konu uzun daha fazla başınızı şişirmeyeyim. Ennn son olarak, ceviz halk masallarında da çok kullanılır (sevgili arkadaşım masal analizcisi, anlatıcısı Tuvana Güncan’ın anlattıklarından aklımda kalanlar). Ceviz ve tüm kabuklu yemişler genel olarak üremeyi doğurganlığı simgeliyor. Ceviz içi beyne benzediği için genel olarak akla, akli yönümüze, hafızaya, bilgi birikimine yollama yapar. Bazı masallarda kahramanlar kaçarken ya da yola çıkarken yanlarına alacakları kıymetli şeyleri ceviz kabuklarının içine koyar. Bunun yorumu kahramanın aileden aldığı bilgi, görgü, eğitimi yanında götürdüğü, sağlama aldığıdır. Badireler karşısında ceviz kabuklarını açıp ihtiyacı olan aracı (akıl, fikir, duygu, hatıra, yol, yordam) alır, badireyi atlatıp yoluna devam eder.
Amma çok gevezelik ettim. [Zehra’nın notu; hep gevezelik et Simge, biz dinleriz :)].