Gecenlerde bir Italyanla konusurken Turk yonetmen Ozpetek dedigimde bana “Hayir, o Turk kokenli Italyan yonetmen” diyince kendimi cok garip hissettim. Turk veya Italyan, benim icin hic farketmez cunku ben onun en buyuk hayranlarindan biriyim. Gelin size Ferzan Ozpetek’i neden cok sevdigimi anlatayim cunku Italya maceramin baslamasinda kendisinin buyuk rolu vardir.

Sene 2002 ve Altinyildiz’daki isime yeni baslamisim. Basladigim donem o kadar yogun calisiyorduk ki 6-7 ay sonra benim sigorta atmaya basladi. Tabii o zamanlarin bir Zehrosh klasigi olarak kafayi dagitmak icin hemen bir kursa yazilmaliydim. 2003 Subat ayinda bizim eve cok yakin, Firenze adindaki Italyanca dil kursuna yazildim ki bu da hayatimin ironilerinden birisidir. Cok samimi soyluyorum Floransa’nin Italyanca adinin Firenze oldugunu bilmiyordum bile. Neyse …. 2 hafta sonu kursa gidip ‘Ciao, come stai?’ demeyi ogrenince kendimi Italyanca ogrenmis sayip Ayse’yi (Yaltir) ve Berat’i (Safkan) yanima alip Roma’nin yolunu tuttum. Ciao, Bella, Bellissima, Allora kelimeleri ile Italyanlarla anlasmaya calisip tabii basarili olamadik. Amaaaa Roma, ah o Roma … Iste o sehre asik oldum diyebilirim. O tatilden sonra dilimde, aklima, kalbimde hep bir Italya, hep Italyanca ogrenme istegi … Kararimi vermistim, bu dil ogrenilecekti (yil 2012 Eylul, hala istedigim gibi konusamiyorum ama en azindan 2003’deki seviyemden fersah fersah ilerdeyim).

Hemen ise Italyanca gramer kitaplari alarak basladim ama kulagim asina olsun diye, anlamasam da Italyanca dinlemem lazimdi. Filmler, evet, film izleyip ilerletebilirdim. Daha once Ferzan Ozpetek’in Harem Suare filmini duymustum ama acikcasi izlememistim. Bu arada o sene Italyan filmi bulmakta da cok zorlandim. Karsima ‘La Finestra di Fronte’ yani Karsi Pencere filmi cikinca hadi izleyeyim dedim. Itiraf ediyorum, filmi Ozpetek cekti diye degil, Raoul Bova’nin filmin fragmanindaki yakisikliligi icin tercih ettim 🙂 Film bittiginde ben hungur fosh agliyorken sadece Ozpetek’in filmlerini orijinal dilinde anlamak icin Italyanca ogrenmem gerektigine karar verdim. Daha sonra 2006 yilinda baska bir sigorta atma doneminde tasi taragi toplayi Perugia’ya gittim ki gitme kararini almadan once yine bu filmi izlemisligim vardir. Hayatta baskalari mutlu olsun diye yaptiklarimizin icimize nasil oturdugunu cok huzunlu bir sekilde anlatan bu filmi izledikten sonra hayatimin mottosu su oldu; ‘Keske yapsaydim diyecegime keske yapmasaydim demek’

Iste beni bu filmde en cok etkileyen sahneler, filmi izlemediyseniz mutlaka ama mutlaka izleyin. Canim sikilinca hala ve hala, bikmadan usanmadan bu filmi izlerim… Film muzikleri ise ayri solen …

Film Fragmani 
Filmin en sevdigim sahnedir 
Davide’nin Simone’ye Mektubu
Giovana’nin Davide’ye Mektubu

Hayatimda Ferzan Ozpetek’i kanli canli cok gordum ama utangac miyim, saygili miyim neyim bilmem hic yanina gidemedim. Mesela Serra’dan daha cok cekinirim ama onun yanina gidip sacmalamisligim vardir. Gecen sene Ozpetek Firenze Maggio Festivali’nde Aida’yi sahneledi ve cok basariliydi. Kendisiyle cok ama cok gurur duyuyorum. 

Son olarak  baska bir gozlemimi paylasayim. Yaklasik 2006 yilindan beri git gel Italya’dayim ama karsi pencerelerimde hep cirkin cirkin Italyanlar oldu. Sakin Karsi Pencere’deki Raoul Bova gibi yakisiklilar gorurum diye Italya’ya gelmeyin cunku yok! Bir tane Raoul cikmis, o da unlu bir artiz 🙂

Seni seviyoruz Ferzan Ozpetek, hep film cek, hep bizi mutlu et 🙂